Gerçekleştirdiği önemli kalkınmalar sayesinde Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong ile birlikte günümüzde “Asya’nın Dört Kaplanından Biri” olarak anılan Singapur, kısıtlı doğal kaynaklara sahip küçük bir ada ülkesi olmanın dezavantajına aldanmayarak kendini ekonomik refahı arttıracak yeni yollar bulmaya adamış ve bu arayışta tüm dünyayı kendine hayran bırakacak şekilde bir başarı elde etmiştir. Ticaret ve hizmet sektöründe kendini geliştirmiş ülkelerden biri olan Singapur’un ekonomisinde finans alanı oldukça önemli bir yere sahiptir.
Finans sektörü yaklaşık olarak %13’lük bir pay ile Singapur Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GDP) önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bunu ülke içindeki ticari bankaların, sigorta şirketlerinin ve fon yönetim şirketlerinin dünya pazarında oynadığı aktif rolden kolaylıkla çıkarabiliriz. Örneğin; günümüzde Singapur’da 1000’i aşkın fon yönetim şirketi bulunmaktadır (Bu sayı Türkiye’de yaklaşık olarak 70’tir). Bu şirketlerin yönetimi altındaki fonların yaklaşık %75’i yurt dışı kaynaklı olmakla birlikte %85’inden fazlası yine Singapur dışına yatırılmaktadır. Bu verdiğimiz örnek, Singapur’un ne derece önemli bir finans köprüsü olduğuna ve yatırımcıları nasıl kendine çektiğine dair önemli bir genel bakış sunmaktadır.
Singapur, Doğu Asya & Pasifik bölgesinde en çok ön plana çıkan finans merkeziyken dünyada New York ve Londra’dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Finans alanındaki köklülüğünün yanı sıra; iş ortamı, insan sermayesi, altyapı ve itibar değerlendirmelerinde de yüksek dereceli ülkelerden biridir. Peki Singapur bunu nasıl başardı?
Bir koloni tarihine sahip olan ve doğal kaynak kıtlığı çeken bu ülkeyi özel kılan en önemli şeylerden biri konumundan aldığı güçle önemli bir ticaret merkezi olmasıydı. Ülkeyi içinde bulunduğu mevcut durumdan ileriye taşıyacak olan şey bu özelliğin değerlendirilerek sıkı planlamaların uygulamaya konulmasıydı. Hükümet sıfır toleransla ve büyük bir kararlılıkla mevcut dönemin şartlarını baz alarak çeşitli politikalar izledi. Bunun yanı sıra finans gibi karmaşık bir alanda en büyük arayışlardan biri nitelikli insan gücüdür. Singapur eğitim alanında gerçekleştirdiği politikalarla bu nitelikli insan gücünü bizzat kendi yarattı ve böylelikle yabancı finans/yatırım meraklılarının odağını da kendisine çekti (Singapur günümüzde dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip ülkelerinden biridir). Tüm bunların yanında vergi oranlarının düşürülmesi veya bazı vergilerin tamamen kaldırılması ülkeyi tam bir yatırımcı cennetine dönüştürdü.
Gelişen teknoloji ve yapay zeka doğal olarak finans sektöründe de köklü değişikliklere sebep oldu. Singapur aktif bir şekilde değişen bu düzende yatırım ve finans alanında sahip olduğu konumu korumaya kararlı gibi görünmektedir. Asya’nın bu gözde finans merkezi, fintech girişimlerini ve fintech endüstrisini destekleyerek bir “Fintech Merkezi” olarak finans alanındaki yükselişine devam etmek istemektedir.
